Yalnızlığa..🍷

Yalnız kalmak göğe yükselmek gibi.Huzura,sessizliğe kavuşmak..Yalnızlıktan şikayet eder dururuz da;mum ışığında,bir deniz kenarında,yağmur damlaları tenimizi ıslatıyorken ya da savuruyorken saçlarımızı rüzgar,bunların büyüsüne kapılabilmeyi çok beceremeyiz.Şikayet eder dururuz her şeyden,herkesten.Kalabalığa karışmaya çalışırız,kötü olan yalnızlık ya.Kendimizden kaçar dururuz.Ne mutlu derinlerine inip sağ salim çıkabilmiş insanlara!Herkes başaramaz bunu.Kendiyle yüzleşebilmek her yiğidin harcı değildir.Yalnızlıktan hep bu yüzden şikayet edilir.Beni göğün derinlerine çeken “yalnızlık”ı kötü bilir çoğu insan,kendini kandırır durur.

Reklamlar

Mutluluk uzaklarda değil,içimizde

Son zamanlarda mutluluğun peşine düştüm.İnandığım şey şu ki;hiçbir şey yapmadan beklerken mutluluk sizi bulmayacaktır.Onu aramalısınız,karşınıza çıkan fırsatları değerlendirebilmelisiniz. Mutluluk küçük şeylerdedir fakat en önce;zihnimizde.Papaz Pierre’nin bir sözünü aklımdan çıkaramıyorum.”Yaşamamızı sağlayacak şeyler kadar,yaşama sebebine de ihtiyacımız var.”Düşüncelerim beynimin içinde birer birer oradan oraya savrulurken,tam da burada dikkat kesilip kalıyorum.Yaşama sebebi,yaşama sebepleri..Nedir bunlar?Herkesin yaşamı anlamlandırması farklı olacağı gibi yaşama sebepleri de farklı olacaktır elbet.Birine göre belki işten yorgun argın gelip evine girdiğinde özleminden yanına kıvrılıp sevilmeyi bekleyen kedisi,veya her gün sevgisini katarak suladığı ve gözü gibi baktığı çiçeği..Kendi derinliklerime,huzur bulduğum ayrıntılara inip düşündüğümde, hepimizin istersek başımızı kaldırdığımızda ulaşabiliceğimiz ”gökyüzü” benim için bir yaşama sevinci olup çıkıveriyor derinlerimden.Her halini seviyorum.Gün batmak üzereyken ortaya çıkan o renk cümbüşünü,durup birkaç dakikalığına bile olsa izlersek farkedebileceğimiz bulutların ahenkle dans edişini,bazı günlerde eşsiz maviliğini,bazen de güneş bir anlığına yüzünü kapatsa bile daha canlı bir şekilde yeniden ortaya çıkmasını-ben bunu hayata,daha da açacak olursam;karşılaştığımız zorluklara rağmen eğer inanırsak ışığın bir yerlerde bizi beklediği gerçeğine benzetiyorum-ve önceden hep negatiflk olarak düşünmeme rağmen şu an,inen yağmur damlaları öncesi griye çalan bulutları bile seviyorum.Aslında basit,nasıl bakarsanız öyle görürsünüz.Ben artık griye çalan bulutlarda huzursuluk,negatiflik,uyku mahmurluğu değil de;habercisi olduğu yağmurun dinginliğini,damlaların yeryüzüyle buluştuğu noktada çıkardığı sesin huzurunu ve tenimle buluştuğu noktadaki serinliği seviyorum.Her şey güzelliklere,iyiye odaklanmakta.Aslında dünya kötü bir yer değil,sadece biz karamsar ruhumuzla kötüleştiriyoruz,güzelliklerini görmezden geliyoruz ve hayatımız boyunca yaşadığımız huzursuzluklardan onu sorumlu tutuyoruz.

Her şey “saygı”yla başlar

Saygı…Ne yüce bir kelime.Bana göre sevgiden bile daha önce.Bana saygı duymayan bir kişinin sevgisine inanmam mesela ben.Fakat günümüzde birçok güzel duygu,bir çok güzel davranış gibi saygı da değersizleştirilmiş,önemsizleştirilmiş durumda.İnsanlar yanlarından biri geçerken yola tükürmekten geri durmuyor mesela.Bunun yanından geçenle alakası yok tabii.Sorun önce benlik saygısının olmayışında.Kendisine saygı duymayan biri başkasına da saygı duyamaz,duymuyor da zaten.Ben kabullenemiyorum.İnsanların aslında saygısızlık olan birçok şeyi içlerine sindirip normal bi olaymış gibi devam etmelerini kabullenemiyorum.Teşekkür etmek gibi,selam vermek gibi nezaket ve saygı çerçevesinde olan ince davranışların bile önemsizleştirilmesini kabullenmek istemiyorum.En önce ailede bitiyor her şey.Güzel çocuklar yetiştirin,yetiştirelim.Teşekkür etmeyi,rica etmeyi,selam vermeyi,yere çöp atmamayı,hayvanlara saygı göstermeyi öğretelim onlara,bunu aşılayalım.Geleceğimize umut olabilicek çocuklar en başta kendine saygısı olan çocuklardır.Ve yeni umutlara ihtiyacımız var..

Sevmek,çıkarsızcasına

Saat 02.20.Düşüncelerimin beni alıp götürdüğü bir gece daha,uyunmaz kalktım iç döküyorum.Bir anım var aklımda.Bir şeyleri,aslolan bazı şeyleri görmeye başlamamın ilklerinden.Lise 1 deyim.Ve duşta şarkı söylemenin cinleri başımıza toplayacağını söyleyen bir din öğretmenine sahibim.Bunun beni korkuttuğunu ve duşta gerçekten rahatsız olduğum anları hatırlıyorum.Daha sonra bir başka öğretmen,gerçek anlamda bir öğretmen;hayatıma güzel anlamda yön veren insanlardan biri.Şu sözleri söylüyor duyduğu bu ”saçmalık”üzerine.”Çocuklar,iyi insan olun.Kafanızı böyle boş şeylerle değil de güzel şeylerle doldurun.Şiirlerle mesela.Sevmekten,şarkı söylemekten korkmayın,vazgeçmeyin.En önemli şey budur,iyi insan olmak.Merhametle yaklaşmak,kötülük beslememek,sevmek çıkarsızcasına.”Hiç unutmadım bu cümleleri.Şu an çok daha iyi anlıyorum tabi.Kendisi hayatıma iyi ki uğramış dediğim insanlardan.

Sevin,korkmadan yaşayın,iyi insan olun.Kalbiniz iyi baksın,iyiyi görsün.Sevin;hayvanları,insanları,ağaçları,gökkuşağını,bulutları,gökyüzünü sevin.Kaldırın kafanızı gökyüzüne bakın.Gökyüzünü seyredalmayan kalpler çabuk kirlenir.

Mum alevi gibi

Mum ışığında huzur buluyorum ben.Derinlere iniyorum,kendimi buluyorum,kendimden uzaklaşıyorum,başka bir yerde başka biri oluyorum.İstisnasız her seferinde elimi yakmama rağmen vazgeçemiyorum bu sevdadan,bazı sevgiler böyledir.Mumun alevini izliyorum,kendimi görüyorum oradan oraya savrulurken,tutunamazken.Söner gibi oluyorum,daha kuvvetli yanmaya başlıyorum sonra.Sönüşler vardır,sönüşler gerçektir,hayatın içindedir.Asıl olan,alevlenebilmektir tekrardan,daha kuvvetli,daha kararlı baş kaldırabilmektir sönüşün ardından.Pes etmemektir gerçek olan.Pes etmeyenlere..

Neden buradayım?

Haftalardır düşündüğüm fakat bir türlü fırsatını bulamadığım blogu bugün açtım.Yazmayı seviyorum,yazmayı sevmeyi seviyorum.Yazmak en derinlerinize inmenize yardımcı olur,yazın,sevin.Ve her adımınızda size destek olan,gururla yanınızda yürüyen insanlar varsa hayatınızda onları asla kaybetmeyin.En büyük destekçime sevgilerimle..